Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
Pandemi Sonrası Gecekondu Potansiyelleri Üzerine Bir Okuma: Bir Araştırma Gündemine Doğru
tarih.
2023
şehir.
İstanbul
ile birlikte.
Eda Akarsu, Dilara Keskin ve Hülya Turgut
tamamına ulaşmak için
COVID-19 pandemisi, modern kentleşmenin ürettiği konut stoğunun insan gereksinimleri ve ekolojik krizler karşısındaki yetersizliğini gün yüzüne çıkarmıştır. Bu çalışma; kentsel literatürde genellikle “gözden çıkarılan” veya “öteki” olarak kodlanan gecekondu yerleşimlerini, pandemi sonrası değişen mekânsal ihtiyaçlar ışığında yeniden değerlendirmeyi amaçlar. Araştırma, enformel yerleşimleri sadece bir barınma sorunu olarak değil; esneklik, dayanıklılık ve muğlaklık barındıran alternatif bir mekân üretim modeli olarak ele alır.
Makalenin kuramsal omurgası; gecekonduyu Foucault (1984)’nun “ötekilik mekânı” olarak tanımladığı heterotopya kavramı ve Lefebvre (2013)’nin gündelik hayatın içinde filizlenen “anlık mekân” söylemleri üzerinden şekillenir. Bu bağlamda gecekondu; kentsel ve kırsal dinamiklerin iç içe geçtiği (r-urban), sınırların esnediği ve farklılıkların bir arada var olabildiği bir “eşik mekân” olarak tanımlanmıştır. Araştırma süreci, gecekondu morfolojisinin sunduğu temel potansiyelleri; evin içi ve dışı arasındaki ayrımın silindiği müşterek ara mekânlar, kullanıcının tasarımda birinci aktör olduğu öz-örgütlülük süreçleri ve az yoğunluklu yerleşim dokusu içindeki “üretim bahçeleri” üzerinden kurgulanan kır-kent ikiliği eksenlerinde saptamıştır.
Sonuç olarak çalışma; enformel dokunun taşıdığı bu organik ve katılımcı potansiyellerin, geleceğin sağlıklı ve dayanıklı konut yerleşimleri için yenileyici (regenerative) bir model oluşturabileceğini savunmaktadır. Bu yaklaşım, Antroposen tartışmaları bağlamında kentin ve konutun doğallaştırılması için kritik bir kuramsal veri sunmayı amaçlar.





























